SPOR SAĞLIKSIZ ya da ZAZARLI MI?

SPOR SAĞLIKSIZ ya da ZAZARLI MI?

Son dönemlerde sıkça sporun zararlı olabileceğine, hatta ömrü kısaltıp yaşlandırabileceğine dair söylentiler ortalıkta dolaşıyor. Hatta bana da bu türden uyarıları aktaranlar oldu.

Bu söylentilerin arkasına biraz bakınca Hekim ünvanlı bazı kişilerin de bu söylemleri yaydığına rastladım. Öyleyse kısaca bir bakalım durum nasılmış. Bu konuyu yazmaya yeni karar verdim ve herhangi bir güncel araştırma yapmadan, cepteki bilgilerim ve elbette birinci elden edindiğim deneyimlerimle yazıyorum. Böyle olduğu için de görece kısa bir yazı olacak bu.

Bir kere şunu hemen başta söyleyeyim. Kendimi en iyi hissettiğim dönemler aynı zamanda sportif faaliyetleri günlük/ haftalık rutinlerim haline getirdiğim dönemler oldu hep. Ve tersine spordan uzaklaştığım dönemlerde – ki bu dönemlerin epey uzun sürdüğü de oldu- hem fiziksel hem duygusal ve hem de zihinsel olarak gerilediğim ve performansınım düştüğü gayet açıktır. Ve tam da bu dönemlerde beslenme konusunda da ipin ucunu kaçırdığımı, sağlıksız yiyeceklere eğilim gösterdiğimi ve vücut yağ miktarımın arttığını tespit ediyorum. Ayrıca bunlara paralel olarak sosyal hayatımın da olumsuz etkilendiğini belirteyim.

Peki bu hep böyle mi olur? Hayır. Mesela dikkatsiz davranıp sakatlandığım ve bu yüzden her şeyin aksadığı da oldu. Demek ki sakatlanmadan ve spor kazaları riskini minimize edecek bir tarz ve bilinçle idman düzeyini, ritmini ve periyodunu ayarlamak önemli. Ayrıca burada yarışlara katılan performans sporculuğundan söz etmiyoruz. Herkesin kendisine uygun olan ve sevdiği bir veya birkaç bedensel faaliyeti seçmesi önemli. Her spor faaliyetinin aynı kaza riskini taşımadığını ve örneğin futbolun eklemler üzerinde ve tam vuruşlu dövüş sporlarının da örneğin beyin üzerinde zararları olabilir ve özel bir dikkat gerektirebilir.

Kısaca bana göre bedensel/ sportif faaliyetlerin yaşam kalitesini arttırdığı, bilinçli uygulandığı taktirde genel direnci ve bağışıklık sistemini desteklediği çok açık. Öyleyse bu negatif propagandanın, yani sporun zararlı olduğunun kaynağı ne?

Şimdi işi biraz daha profesyonel bir yaklaşımla mercek altına alalım. Böyle yapınca da ortada dolaşan bu söylentinin gerçeğin sadece bir yönünü öne çıkardığını, asıl önemli veri ve olgulardan söz etmediğini ve böylece gerçeği tahrif ettiğini düşünüyorum.

Kadim Yoga metinlerinde modern bilimin ortaya koyduğu bir olguyla paralellik var. Nedir o? Sadeleştirerek ifade edersek nabzın hızlanması ve sık nefes alıp verilmesi olumsuz olarak değerlendirilir. Buradan düz bir mantıkla bedensel faaliyetin nabzı ve nefesi hızlandırdığı ve dolayısıyla zararlı olduğu sonucuna varılabilir. Hatta klasik Yoga literatüründe insan yaşamının nefes sayısıyla belirlendiği ve dolayısıyla sık ve fazla solunumun ömrü kısaltacağı anlatımı vardır. Ama buna rağmen Yaga’da hızlı solunumun uygulandığı özel Yoga – Pranayama teknikleri vardır. Biraz kafa karıştırıcı değil mi? Paradoks var gibi. Aslında değil. Açıklayalım.

Şimdi yarı cahil ve belki de kötü niyetli sözde bilimsel propagandanın atladığı konu şu. Evet, yüksek spor performansı esnasında nabız belli ölçüde yükseliyor. Ama aynı sporcu günün diğer saatlerinde spor yapmayan insanlara göre çok daha sakin bir nabza, derin, yavaş ve düzenli bir solunuma sahip oluyor. İşte bu zırva propagandanın gizlediği gerçek bu.

Yoga uygulayan kişide bu durum daha da belirgindir. Özel hızlı solunum tekniklerini belli özel amaçlarla uygulayan kişi Yoga’daki diğer Yoga tekniklerini uygularken ve fiziksel uygulama yapmadığı saatlerde normal insanlardan çok daha sakin bir nabza, derin yavaş ve dengeli bir solunuma sahiptir.

Bu durumu Sauna seanslarıyla karşılaştırabiliriz. Örneğin 90 derece sıcaklıktaki bir odada yaşamak ölümcül olurdu. Normal fonksiyonlar sürdürülemez, su ve mineral kaybının telafisi mümkün olmaz ve vücut iflas eder. Gene 0 dereceye yakın soğuk bir suda da saatlerce kalırsak yaşamsal fonksiyonlarımız iflas eder. Ama iki tür uygulama da bilinçli olarak yapıldığında sağlığı destekler, bağışıklık sistemini yükseltir. Konumuz bağlamında bu uygulamalar da spor faaliyeti esnasında nabzın yükselmesi ve nefesin sıklaşmasına benzer anomaliler ve normal koşullarda zararlı olarak sınıflandırılırlar. Sıcak ve soğuk uygulamalarıyla vücudunu eğiten kişi normal koşullarda sıcağa ve soğuğa karşı daha dayanıklı olur.

Ya spor yapmayan insanların durumu nedir? Yaptığı iş, doğal yaşam koşulları ya da hobileri dolayısıyla bedensel olarak aktif insanları istisna tutarsak spor yapmayan insanların merdiven çıkmak gibi basit bir bedensel faaliyette dahi nefes nefese kaldıklarını görüyoruz. Bunların genel gün içi nabız ve solunum hızları da iyi bir sporcununkinden çok daha hızlı olacaktır. Yani yukarıdaki kriterler uyarınca sağlıklı bir sportif aktivite içerisinde olan bir kişiye göre daha hızlı ve daha da önemlisi daha kalitesiz yaşlanacaktır. Zaten bedensel egzersizlerin halk kültürü haline geldiği parklarda yaşlı insanların spor yaptığı, bisiklet sürdüğü ülkelerdeki yaşlılarla, zorunlu olmadıkça bedensel hareketten kaçınan insanların sağduyulu bir karşılaştırması bütün gerçekleri gösterecektir.

Ebetteki en önemlisi deneyimlemektir. Spor yaparken yüz metre hızlı koşu gibi özel bazı uygulamalar hariç genel bir prensip olarak uygulama esnasında yanınızdaki bir kişiyle rahat bir şekilde sohbet edebilecek kadar rahat bir solunumda kalmaya dikkat etmeye çalışırsan güzel bir ölçüt sahibi olursun. Gün içinde de yüzeysel olmayan derin ve sakin nefesi alışkanlık haline getirmeli.

Yani bu zırvaları ve olguların esas noktalarını karanlıkta bırakarak gerçekleri çarpıtan sözde bilimsel söylemleri boş ver ve hareket et.

Spor ve bedensel aktivite en nihayetinde bir alışkanlıktır. Onu yaşam biçimi ve kültürel bir öge olarak benimsemek gerekir. Yaş ilerledikçe bedensel olarak aktif kalmanın önemi artmaktadır. Gençken bir biçimde durum kurtarılabiliyor. Ama bir başka gerçek de şayet küçük bu alışkanlık edinilmezse ileri yaşlarda spora başlamanın ve devamlılığı sağlamanın da giderek zorlaşacağıdır.

Yani ne kadar erken o kadar iyi. Ama yaşın ileriyse de dert etme. Mesela uzun yürüyüşler iyi bir başlangıç ya da alternatif olabilir senin için.

Modern toplum giderek daha fazla bencilleşme ve yaşlılarını daha fazla yalnızlığa, hastanelere ve bakımevlerine mahkûm etme eğilimi gösteriyor. İşte bu gerçek de daha sağlıklı yaşlanma için bir sebep değil mi sence de?

Bu konuda yabancısı olmadığım ama bence geçersiz bir itiraz var. Ona da cevap vereyim. Bu itiraza göre, doğada en fazla yaşayan hayvanlar en yavaş hareket edenler ve bazı uzun yaşamla ünlü bölgelerin insanları ise hiç spor yapmıyorlar. Bakalım:

Bu insanlara cevabım şu. Bir kere sen Kaplumbağa değilsin ve insan bedeni milyonlarca yıllık evrimi içerisinde son modern çağı ayırırsak hep hareket içerisinde oldu. Beden aleti hareket etmeye uygun bir yapıda ve hareketsizliğin getirdiği modern zaman hastalıkları saymakla bitmiyor.

Uzun yaşamla ünlü bazı bölgeler var ve buralarda çok gelişkin bir spor kültürü yok. Bu doğru. Ancak bu konuda yeterince belgesel var. Onları incelediğimizde görüyoruz ki, bu tür toplumların esas sırrı dayanışmacı ve sıcak komşuluk ve akrabalık ilişkilerinde gizli. Asıl etken bu. Üstüne sağlıklı bir çevre ve temiz ve doğal bir beslenme geliyor. Bu toplumlar elbette doğal bir biçimde bedensel olarak hareket de ediyorlar. Spor kültürünün gelişkin olmaması onların hareketsiz oldukları anlamına gelmiyor. Tarım ve hayvancılık gibi geçim kaynaklarının gerektirdiği bir bedensel faaliyet, bisiklet kullanma ve halk dansları da yaşamlarının bir parçası. Bu tür köy ve kasaba tarzı yerleşimlerin sayısı maalesef fazla değil. Konumuz açısından bana göre bu örnekler karşı tezi onaylamıyor. Asıl karşılaştırılması gereken toplumlar büyük şehirlerde bedensel olarak tembelleşen ve giderek hastalanan insanlarla örneğin Çin’in büyük şehirlerinde parklarda spor yaparak sağlıklı bir şekilde yaşlanan insanlar.

Evet, bir hekim çıkıp da genel olarak, yani spesifik bir hasta için değil herkes için spor yapmanın zararlı olduğunu söylüyorsa onun hekimliğini ciddiye almanın bir gereği de kalmaz bana göre.

Merkezinde Yoga ve Qi Gong gibi disiplinlerin olduğu oldukça kapsamlı bedensel zihinsel sağlık programları hazırlamaya giriştim. Orada gerek kendi deneyimlerimi ve gerekse evrensel bilgi birikimini elimden geldiğince paylaşacağım. Bu programların hazırlığını özenerek ve iyi bir araştırmayla yapmak istiyorum. O yüzden biraz zaman alacak. O aşamaya gelince daha bek çok konuya ayrıntılarıyla ve pratik uygulama örnekleriyle gireceğim ve göstereceğim.   

Helmko Sedat Eroğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir